Microsoft’da 12. Gün

Bu haftanın 2. gününde sabahın erken saatlerinde kalkıp yine yollara düştüm. Metroyla gelmek gayet güzel ama tek sıkıntı kirazlı – yeni kapı metro hattı.  Ölüm gibi bir şey ama kimse ölmüyor. Tam olarak böyle yani. Yalnız ofise gelince her şeyi unutuyorsun. Metronun havasız ve sıcak ortamı yerine ofisin ferah ve 18 derecelik soğuğu alıyor. İlk başlarda beni çarpıyordu klima ama buna da alıştım. Sabah kahvaltımızı yapıp kahvelerimizi içerken günün ilk konuşmacısı geliyor. Timur Sırt. Gazeteci kendileri. Gazeteci ama ne gazeteci. Yaşına göre teknoloji ile arası çok iyi olduğunu gördüm. Girişimcilik hakkında bilgiler verdi. İtibarın iş hayatında ki öneminden konuştuk.  Türkiye’de ilk virüslü CD-ROMları çıkartıp. Bu büyük hatadan sonra Virüs programı yapmış. Çok eğlenceli bir sunum geçti.

Sabah sunumunun ardından Iot’nin efsanesi olan , bir MVP geliyor , Umut Erkal geliyor. Umut Erkal IoT ve 3D yazıcı ile bir çok buluşa imza atmış. Yaptığı buluşla çok kolay bir şekilde kek yapabiliyor. Tabi ki bu kek yapma olayı teknoloji ile her şeyi yapabiliyoruz demek. Artık bu konularda o kadar çok ilerlemiş ki dışarıdan bir malzeme almıyor. İhtiyacı olan her şeyi kendisi çizip üretiyor. Geçtiğimiz günlerde bir telefon sabitleyici almış ama sadece yerde sabitleyebiliyormuş. 2 hafta sonra bir sonraki modelini görmüş ve bu model de telefon dik bir şekilde de sabitlenebiliyormuş. Bundan sıkılan Umut Erkal kendi telefon sabitleyicisini tasarlayıp bunu 3D yazıcı ile basmış. Geleceğin teknolojisinin de bunun olacağından bahsediyor. Artık büyük mağazalar Eşya , araç ve gereç satmayacak sadece model satacak ve biz bu modelleri alıp kendi 3D yazıcımızda basacağız. Şu anda bu teknoloji ile zaten çok daha büyük şeyler yapılıyor. Örnek vermek gerekirse evler bile artık bu teknoloji ile üretilebiliyor. Bahsettiği diğer uygulamalar ise EggMinder ; yumurta haznesi projesi evinizde kaç tane yumurta kaldığını ve bunların n gramajlarını her şeyini gösterebilen bir uygulamaydı. Bazılarınız buna ne gerek var diye düşünebilir ama burada ki önemli nokta artık her şeyi uzaktan izleyip bütün nesnelerle iletişim halinde olduğumuzu anlatmak.

 

Akşam konuşmacısı olarak , sabah masa tenisi oynarken yanımızdan geçen ve çok samimi olup bizimle iletişim kuran Hasan Özdemir geldi. Biz ona Hasan Ağabey diyoruz. Hayatımda gördüğüm en içten en samimi insanlardan birisiydi. Sunum yapmaya geldiğinde , sahneye çıktığında zaten bu enerjiyi hissediyorsunuz. Görme engeli ona hayatında bir çok zorlu çıkarmasına rağmen Hasan Ağabey bunları bahane etmemiş. İstemiş , çok istemiş. Okul zamanında kimi görse kendisinden kitap okumasını istermiş. Hatta bunu “Arkadaşlarım artık benden kaçıyorlardı kitap okumamak için” diyerek şakayla karışık anlatıyor. Kendisinin bilgi alabilmesi için kitaplara ihtiyacı vardı. Sürekli yeni bilgiler öğrenmek isteyen bir karakterde. İkili ilişkileri inanılmaz güzel ve tabi yazılım bilgisinden bahsetmek benim haddime düşmez. Yazılımı yine kitaplardan öğrenmiş. Yazılımı çok sevmesine rağmen Ösym’nin azizliğine uğrayıp üniversitede edebiyat bölümü okumuş. O zamanlar üniversite sınavına girmeden önce tercihler yapılıyormuş ve şansına edebiyat bölümünü kazanmış. Yanlış hatırlamıyorsam 8 sene de bu bölümü bitirmiş ama derslere gittiğinde bile alttan kod yazıyormuş. Şuanda Windows mağazada sesli kütüphane uygulaması var ve sayısını şuan hatırlamıyorum ama binlerce kitap var. Bunlara hem sesli hem de yazılı olarak ulaşabiliyorsunuz. Bahanelerle bir yere gelinemeyeceğini, başarının sadece çalışmakla olduğunu belirtti. Dinlediğim en güzel sunumların başında gelir. Bu güzel sunumu için  Hasan Özdemir’ e yani Hasan Ağabey’e çok teşekkür ediyorum. Kendisi hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız burada ki linkten ulaşabilirisiniz.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.